Okul_basarisi

Okul Başarısında Hangisi Daha Etkili? Aile mi, Gelir Düzeyi mi?

Okul Başarısında Hangisi Daha Etkili; Ailenin Etkisi mi, Gelir Düzeyi mi?

Her aile çocuğu için en iyi şartlarda eğitim imkanları sağlayarak parlak bir gelecek inşa etmek ister. Yalnızca eğitimsel anlamda şartların çok iyi sağlanıyor olması, çocuğun üstün başarılar göstermesi için yeterli ortam sağlamayacaktır. Gelişimsel olarak hangi evrede olursa olsun çocuklar her zaman ebeveynin manevi olarak desteğine ihtiyaç duyarlar. Ailesi tarafından takdir görmek, desteklendiğini bilmek çocuğun çalışma motivasyonunu arttırmaktadır.

Günümüz eğitim şartlarında çocuklarımız akranlarıyla sürekli bir yarışma halindedirler. Bu durum onlara açıkça ifade edilmiyor olsa da içinde bulundukları sistemde daha iyi olma psikolojisi onlar kadar ailelerinin de önceliği haline gelmektedir. Bu durumu daha stressiz, çocuğunuzu da daha rahat hissettirerek nasıl geçirebilirsiniz, aile desteği ve ekonomik durum bağlamında incelemeye çalışalım.

  • Müfredatta yer alan akademik konuların sadece okulda kavranması her çocuk için her derste mümkün olmayabilir, çocuğun konuyu anlayamıyor olmasının farklı sebepleri olabilir. Ebeveyn olarak çocuğunuza vereceğiniz en öncelikli destek bu anlamda onu gözlemliyor olmanızdır. Neden anlayamıyor, hangi noktada özellikle zorlanıyor, sorunu çözmek için nasıl bir yol izliyor, yardım talebinde bulunuyor mu gibi soruları cevaplayabilmesi için ona rehberlik etmeniz gerekmektedir. Bunu yaptığınız zamanlarda, problem yaşadığı noktalarda hem yanında olduğunuzu hem de bir çözümün bulunabileceğini göstermiş olacaksınız.

 

  • Okul başarısının artması, eksik kalınan konuların tamamlanması, sınav sistemine daha hazır hale gelme gibi amaçlarla okul başarısına destek olması açısından ailelerin tercih ettiği alternatif yollar bulunmaktadır. Çocuğun okuldan arta kalan zamanlarında Etüt merkezine gitmesi, özel dersler alması gibi genel olarak karşılaştığımız yollar başlıca destek kanallarıdır. Çocuk için bu tarz fırsatlar, anlayamadığı konuyu birebir dinlemek önemli öğretici etkiye sahip yollardır. Konuyla alakalı olarak, maddi yetersizliğin bu duruma ket vurucu bir etki olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak öncelikle ebeveyn olarak bunu bir çaresizlik olarak hissetmemeniz, sonrasında bunu çocuğunuza yansıtmamanız gerekmektedir. Programlı olarak çalışmasına yardımcı olabildiğiniz takdirde siz de, çocuğunuz da konuyla ilgili daha sağlıklı çözüm yollarını görebilirsiniz. Okul öğretmenine tekrar danışmak, konuyla ilgili farklı çözüm yollarını öğrenebileceğiniz bir araştırma yapmak verilebilecek örneklerdir. Bu süreçte çocuğunuz ona eşlik ettiğinizi ne kadar çok hissederse o kadar verimli olacaktır.

 

  • Çocuğunuzun sabah, akşam ve gün içerisinde nasıl vakit geçirdiğinden haberdar olmaya çalışmanız, küçük ve sıkıcı olmayan hatırlatmalarda bulunmanız onu motive edecektir. Bu konuda kastedilen onu sürekli takip etmek ve bilgi almak değildir. Birlikte önceden yapmış olduğunuz bir çalışma planını ona hatırlatmak hem görev hatırlatması yapacak; hem de onu son anda çalışması gerektiğiyle yüzleşme stresinden uzak tutacaktır. Sizi bir kitapla ilgilenirken görmediği halde çocuğunuza okuması gerektiğinden bahsetmeyiniz. Örnek teşkil etmediğiniz sürece sizi bu konuda dikkate almaması gayet doğal bir sonuçtur ve onu ne kadar iyi bir okula gönderdiğiniz ile hiçbir ilgisi yoktur.

 

Çocuğunuzun okul başarısını arttırıcı temel bileşenlerin öncelikle evde ebeveyni tarafından yapılandırılması gerektiğini bilmeniz gerekmektedir. Bu sayede başkalarından daha başarılı olmak için değil; kendisi için daha mutlu bir hayat sağlamak için çalışması gerektiğini daha iyi öğrenecektir. Maddi olarak eğitimine destek sağlamaktan çok daha fazla, öncelikle çocuğunuzun kapasitesini keşfetmeye çalışın; anne baba olarak ona gerekli ve yeterli ilgiyi gösterdiğiniz müddetçe her yerde başarı gösterebileceğini göreceksiniz.

Sevgiler

Uzm.Psk.&Aile Danışmanı Lütfiye MIHOĞLU

Korumaci_aileler

Aşırı Korumacı Yaklaşımınız Çocuğunuzu Nasıl Etkiler?

Günümüzde, Çocuk Odaklı Yaşayan Aşırı Korumacı Aileler Çocuklarının Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Çocuklarımız şüphesiz sahip olduğumuz en değerli, en özel varlıklarımızdır. “En” değerli olan
varlıklarımızı doğal olarak korumak ve zarar görebilecekleri durumlardan sakınmak isteriz.
Ancak korumak eyleminin çoğu ailede çocukları adına sınırlarının fazlasıyla zorlandığı
örneklerle çok daha yoğun karşılaştığımız bir dönemdeyiz. Aşırı korunan çocuk kendi başına
da sorumluluğunu alabileceği (almayı öğrenebileceği) durum ve eylemlerle ailesi tarafından
yüz yüze bırakılmamaktadır. Yoğun olarak uygulanan önlemler, engeller, sınırlamalar, şartlar
vs. çocuğun bağımsız düşünüp davranmasını ketleyecek olan aşırı korumacı anne ve
babaların bilerek ya da bilmeyerek en sık kullandıkları düşünsel baskı araçlarıdır.

Aşırı Korumacı Yaklaşımınız Çocuğunuzu Nasıl Etkiliyor?

Öncesinde anne babasız/yardımsız hiçbir adım atmayan çocuğunuz bağımsız başarması
gereken bir durumla ‘yalnız başına’ karşılaştığında çok kötü ve yetersiz hissedecektir; çünkü
yardımsız olmak kabiliyetsiz olduğunu düşünmesine sebep olacaktır. Böyle hissetmesini
tetikleyen en önemli durumlardan birisi de yaşıtlarının aynı görevle başa çıkabiliyor olması;
hatta anne ve babaları tarafından teşvik edilip destekleniyor olmalarıdır.

Yanlış ya da doğru tecrübe edinmeyen çocuk doğru yapmayı da öğrenemez. Çocuğunuza tek
başına hareket edebileceği, bağımsız kararlar vermesi gereken fırsatlar tanıyın. Aşırı
korumacı davranarak özgüvenini körelttiğiniz çocuğunuz da kendisini her zaman her yerde
gereksiz durumlarda dahi koruması gerektiğini düşünerek çevresine karşı güvensizlik
problemi yaşayacaktır. Aşırı korumacı ebeveyn yaklaşımınız değişmediği sürece bu durum
ileride yaşayabilecek olduğu daha büyük problemlerin küçük bir sinyali olarak görülebilir.
Yaşına göre yeterli düzeyde özgür çocuklar yetiştirmek, aynı zamanda kendisini nerede
koruyacağını bilen çocuklar yetiştirmek olacaktır.

Kendi hayatının kontrolünde anne ve babasının da kendisi kadar söz sahibi olduğunu fark
eden çocuk, hem akademik hem de sosyal anlamda her zaman ebeveynini mutlu etmek için
ekstra bir çaba sarf edecektir. Bunu yapmaya çalışan gençlerde ve çocuklarda yetersizlik
temelli yıkıcı psikolojik süreçler söz konusu olması muhtemeldir.

Aşırı korumacı davranarak yapması gereken ya da kendi düşünmesi gereken hiçbir şeyi
çocuğunuz adına (ilk seferde model olmak haricinde) gerçekleştirmeyiniz. Bunu her
tekrarladığınızda çocuğunuz kendisini daha yetersiz hissedecek yahut her zaman sorumluluk
almaktan kaçınıp sonucu anne ve babasından bekleyen her konuda tembel bir bireye
dönüşecektir.

Sevgiler…

Aile Dnş. & Uzm. Psk. Lütfiye MIHOĞLU

Yardımsever çocuk

Yardımsever Çocuk Yetiştirmek

Yardımsever Çocuk Yetiştirmenin Kuralları Nelerdir?

Anne babalar olarak çocuklarımızın davranışları karşısında çok mutlu olabileceğimiz, şaşırabileceğimiz, gururlanabileceğimiz gibi aynı zamanda üzülebilir, endişelenebilir, sinirlenebiliriz. Çocuklarınızın sizi endişeye düşüren ya da sizi üzen hareketleri karşısında öncelikle bunun sebebini anlamaya çalışarak yaklaşmanız; ikinci adımda ise ona bu davranışının iyi ve kötü sonuçlarını göstermeniz gerekmektedir.

Çocuklar yaptıklarının doğru veya yanlışlığından gördükleri tepkiler ile emin olurlar, dolayısıyla onayladığınız davranışlar ile tekrar karşılaşacak; hoşnutsuz tepki verdiğiniz davranışların tekrarını ise engellemiş olacaksınız.

Her ebeveyn çevresine faydalı, merhametli, yardımsever bireyler yetiştirmek ve çocuklarının etrafına faydalı olmasıyla gurur duymak ister. Çocuklarımıza merhamet olgusunu aşılayamayız; ancak ebeveynleri olarak daha yardımsever olmanın insanlara mutluluk verdiğini gösterebiliriz. Bunu göstermenin yolları üzerinde birlikte durmaya çalışalım.

  • Çocuklar yaptıkları hareketlerin karşılarındaki kişiyi nasıl hissettirebileceği konusunda her zaman bağımsız karar veremeyebilirler. Bu konuda onlara yardımcı olmak ise en yakınlarında olan kişilere, anne ve babaya düşmektedir. Özellikle çocuğunuzun yaptığı güzel, yardıma yönelik, başkasının işini kolaylaştıracak herhangi bir hareketinde yardım etmiş olmasına ya da sonuca değil; bunu ‘düşünmüş olmasına’ ne kadar mutlu olduğunuzu ona belirtin. Benzeri bir olay tekrarlandığında çocuk bunu teşekkür edilmesi yahut sadece başarmış olmak için değil; yardımcı olmayı düşünmüş olmanın ona iyi geleceğini gördüğü için şarta bağlı olmadan gerçekleştirecektir.
  • Çocuklarınıza sadece özür dilemeyi, teşekkür etmeyi değil; doğru zamanda ve gerekli şartlarda özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi öğretin. Bu cümleleri kurmanın gerçek gerekliliğini öğrendiği takdirde diğerlerine olan davranışlarında da düşünerek davranacak, kendisinden özür dilendiğinde yahut kendisine teşekkür edildiğinde daha fazla özümseyerek değerlendirme yapacaktır. Örneğin bunun farkında olarak özür dileyen bir çocuk karşısındaki kişiyi üzmüş olabileceğini bilecektir; ancak farkında olmayan bir akranı için özür dilemek sadece üzülmeyi geçiştirici bir eylem cümlesi olacaktır.
  • Çocuğunuzla birlikteyken karşılaştığınız olumlu ya da olumsuz durumlar karşısında ona doyurucu açıklamalarda bulunmaya çalışın. Haber bültenleri, diziler ve filmler hatta bazen çizgi diziler bile bu tarz açıklamaları gerekli kılacak görüntüler içerebiliyor. Sakınsanız bile bir şekilde bu tarz görüntüleri izlediği takdirde ona durumu daha anlaşılır bir dille açıklamaya çalışın. Açıklamalarınızda (örneğin, alışveriş merkezinde yüksek sesle tartışan kişiler gördünüz) yaklaşımın doğru olmadığını, aslında birbirlerini kırmadan da problemi çözebileceklerini göstermeye çalışın. Çocuğunuzun kendisinden daha güçsüz kişilere yaklaşımını bu anlamda şekillendirmek daha etkili olacaktır. Bedensel olarak bağımsız hareket edemeyen bir yaşıtı, çocuğunuzdan daha kısa boylu yahut daha kilolu bir yaşıtı daha anlayışlı yaklaşmanın ve yardım etmesinin güzel sonuçlarını deneyimleyebilmesi için örnek fırsatlardır. Gün içerisinde bir arkadaşının başına gelen bir konudan bahsetmeye başladığında, ertesi gün ona nasıl yardımcı olabileceğini konuşabilirsiniz.
  • Çocuğunuzla birlikte doğada vakit geçirebileceğiniz zamanlar oluşturmaya çalışın. Birlikte hayvanlarla ilgilenin, çiçek ya da ağaç dikin, fırsatınız varsa bahçe işleriyle ilgilenin, vakit geçirdiğiniz uğraşın canlılarla alakalı olduğuyla, onları bu şekilde mutlu ettiğinizle ilgili sohbet edin.
  • Çocuğunuzun olaylara ve kişilere karşı yardımsever yaklaşabilmesi için duygularını da doğru yaşayabilmesi gerekir. Bunun için ise anne ve babasının rehberliğine ihtiyacı olacaktır. Mutlu olduğunda gülmesi, sarılması gibi üzüldüğünde ya da sinirlendiğinde de vereceği tepkiler olacaktır. Kızdığı zamanlarda sakinleşmesini sağlamak, duygusunu yaşarken daha az kırıcı olmasını da sağlayacaktır. Sakinleşmesi için daha yavaş ve derin nefes almasını, sevdiği sayıya kadar birlikte saymayı önerebilirsiniz.
  • Ebeveyn olarak çocuklarınıza yardımcı olmayı ve bunun güzelliklerini öğretebilmenin en önemli kuralı esasında onlar için bu konuda örnek teşkil etmektir. Sizi başkalarına yardım ederken gözlemleyen ve bunun sizi ve çevrenizdekileri mutlu ettiğini fark eden çocuk farkında olmaksızın aynı şekilde davranmayı benimseyecektir.

Sevgiler

Uzm.Psk.&Aile Danışmanı Lütfiye MIHOĞLU

Sabirsiz Cocuklar

Çocuğum Çok Sabırsız

Çocuğum Çok Sabırsız, Ne Yapmalıyım?

Onlara Beklemeyi ve Sabretmeyi Nasıl Öğretebiliriz?

Çocuklarımız genellikle beklemekten ve sabır göstermekten çok fazla hoşlanmazlar. Buna dayalı davranışları ise anne ve babalar için çoğu zaman problem yaratabilmekte ve çocuğa karşı yaklaşımda kafa karışıklığına yol açabilmektedir. Çocuğumuzun sabırsız davranışlarını zaman zaman anne babalar olarak bizim ortaya çıkardığımızı kabul etmemiz gerekir. Unutmamalısınız ki en fazla “hiç bekletilmeyen çocuklar” problem çıkarır. Çocuğunuzu sabır göstermesi gereken durumlarla yüzleştirdiğinizde tepkisinden çekinerek geri adım atmamalısınız.

Çocuğumuzun sabırsızlık gösterdiği durumları önceden yapabileceğimiz müdahalelerle nasıl azaltabileceğimize dair bazı fikirler üzerinde duralım;

  1. Anne ve baba olarak öncelikle siz sabırlı olmalısınız; çocuklar kolayca elde etmenin yolunu “sabırsız davranışlarına tahammül edilememesi” olarak öğrendiklerinde bunu her fırsatta kullanmaya çalışacaklardır. Çift olarak tutarlı olmalısınız; eğer beklemesi gereken bir durum varsa ve mızmızlık yapıyorsa her ikinizin de yanıtı aynı olmalıdır. Çocuğunuzun şikayet etmesini kesmek için istediğine ulaşmasına müsaade etmemelisiniz.
  2. Çocuğunuzun önüne planlı şekilde küçük süreçler koyabilirsiniz. Akşam yemeğinden sonra birlikte oynayacağınız oyundan sabah kahvaltısında bahsedin ve mümkünse saatini belirtin; ailece yapılmış planınız beklemesini öğreteceği gibi saat belirtmeniz de o saatten önce sabırsızca davranmasına engel olacaktır.
  3. Açıkça konuşun; neden beklemesi gerektiğine dair sebepleriniz çocuk için basit ve mantıklı olmalıdır. Konuşmayı mümkünse çocuk için daha iyi ve rahat hissettiği bir yerde yapınız. (Seninle önemli bir konu hakkında konuşmak istiyorum, nerede konuşalım istersin, nereye oturmak istersin? )
  4. Oyun oynadığı zamanların çocuk için en savunmasız olduğu anları belirttiğini unutmamalısınız. Çocuğunuzla beklemesi gereken durumların olduğu oyunlar oynayın; mümkünse evdeki tüm bireyler oyuna katılsın ve en başta herkesin sırasını beklemesi gerektiği açıklansın. Bu basit bir kart oyunu yahut herhangi başka bir aktivite olabilir; amacınız sıra kendisine gelene kadar çocuğunuza diğerlerini beklemesi gerektiğini öğretmek olacaktır. Oyunu kurallarına uygun oynadığı her turda sabrı için takdir gösterin.
  5. Çocuğunuzu da içine dahil ettiğiniz beklemeyi gerektiren faaliyetler yapın. Şekil verdiği kurabiyelerin pişmesi için yahut asmak için yardım istediğiniz çamaşırların yıkanması için sabır göstermesi gerektiğini öğrenecektir.
  6. “Beklemediğin için böyle oldu” dememeye çalışın. Çocuğun sabırsızlığı olumsuz bir sonuca yol açtıysa, onunla konuşmanız için bir fırsat oluşmuş demektir. Olayın neden olumsuz sonuçlandığı ve tekrar olduğunda ne yapabileceğinden bahsedin.
  7. Kendiniz sabır göstererek karşılığını nasıl aldığınızdan örneklerle bahsetmeye çalışın. İşyerinizdeyken başınızdan geçen sabır gerektirici bir durumu anlatıp; beklemiş olmanın işinize ne kadar yaradığından bahsedin.
  8. Saati kullanın, herhangi bir aktivite için bir zaman dilimi belirleyin, mümkünse zamanı çocuğunuz kendisi belirlesin ve eğer mümkünse telefonunuzun alarmını bu saate kendisi ayarlasın. Kontrolünü kendisi sağlamış olacağı bir mekanizma onu daha az itiraz ettirerek sabretmesini öğretecektir.
  9. Sabırlı olduğu, beklediği ve bunu içinden gelerek yaptığı durumlar için çocuğunuza teşekkür edin. Yapabildiğinin farkına varması onu çok daha fazla motive edecektir.

Sevgiler..

Uzm. Psk. & Aile Dnş. Lütfiye MIHOĞLU

Güven Duygusu Gelişmeyen Cocukların Ozellikleri

Güven Duygusu Gelişmeyen Çocukların Özellikleri

Güven Duygusu Gelişmeyen Çocukların Özellikleri ve Sergiledikleri Davranışlar Nelerdir?

Çocukların ilk aylarından itibaren gelişmeye başlayan farklı becerileri olduğu gibi aslında yaşlarıyla bağlantılı olmaksızın doğumlarından (hatta doğum öncesi dönemden) itibaren gelişmekte olan bazı becerileri de mevcuttur. “Hissediyor olmak” en erken gelişim göstermeye başlayan becerilerimizden birisidir. Öyle ki hissettiklerimiz ilerideki kişiliklerimizi ve hayatlarımızı yönlendiren en önemli değerlerimizdir. Güven duygusu da bu değerlerden bir tanesidir. Öncelikle annesine; eğer bunu başarırsa çevresine güvenmeyi başarabilen kişilerle bunu başaramayan kişilerin yaşama karşı duruşları farklı olacaktır.

Çocuklar annelerine, dünyaya geldikleri ilk on sekiz ay içerisinde güvenli olan yahut olmayan bir bağlanma şeklini benimserler; bu tercihin yapılmasını ise davranışlarıyla bebeğe güven veren yahut veremeyen anne sağlamaktadır. Olumsuz gelişen bağlanma sürecinin sonucu çocuğun yaşadığı “güvensizlik“ sorunu ortaya çıkacaktır. Güven duyamamanın her çocukta değişiklik gösterebilecek duygusal ve davranışsal sonuçları ortaya çıkabilir, genel olarak bu çocuklarda karşılaştığımız belirtileri incelemeye çalışalım.

  • Cesur ve girişken olmadıklarını, akranlarına dahil olma konusunda çekimser kaldıklarını görürüz, örneğin bir ev gezmesine yahut parka gittiğiniz zaman kendiliğinden diğer çocukların yanına gitmesiyle pek karşılaşılmaz, gitmek istese dahi anne ya da babayı yanında isteyecektir.
  • Genel olarak kaygılı bir yapıları vardır ve ortam değişikliklerinden, kalabalık ortamlardan hoşlanmayabilirler böyle bir ortamda yanınızdan hiç ayrılmak istemeyebilirler, oradan çabuk ayrılmak için anne veya babaya karşı ısrarcı olabilirler. Okula gitme konusunda zaman zaman problem yaşamalarının, yahut öğretmeninden “grup aktivitelerine katılımcı olmak istemediğine” dair geri dönütler almanızın kaynağında aynı sebep yatıyor olabilir.
  • Genellikle onay yahut teşvik görmeden kendiliklerinden herhangi bir durumu başlatmak için isteksiz olurlar; bağımsız karar verme konusunda girişken değillerdir yahut bununla ilgili fikirlerini paylaşmaktan çekinirler.
  • Özellikle başkalarının yanında isteklerine, sevip sevmediklerine anne ya da baba tercüman olur.
  • Güven problemi yaşayacağı için başkalarıyla işbirliğine kapalıdır, paylaşımcı bir yapısı yoktur, bir oyuna dahil olma konusundaki çekimserliği bu konudaki isteksizliğini gösterebilir.
  • Güvenmeyle alakalı olarak çocuğunuzun önüne ileriki yaşlarında daha büyük bir sorun olarak çıkacak en önemli şey özgüven problemi yaşayacak olmasıdır. Bu da, yaşı ne kadar büyürse büyüsün kendisini ifade etme, tek başına karar alma vb. konularda desteksiz ve kaygı duymadan hareket etmesine engel olacağını gösterir.

 

Uzm.Psk.&Aile Dnş.Lütfiye MIHOĞLU

Babalar evlatlarının, evlatlar da babalarının kahrmanıdır.

Özel Olmak Kimsenin Kendi Tercihi Değildir

Bir sabah uyandığınızda vücudunuzu kıpırdatmaya çalıştığınızı ancak yapamadığınızı hayal edin, yahut göz kapaklarınızı açtığınıza emin olduğunuz halde etrafın karanlık olduğunu, her zaman size normal gelen seslerin yahut kokuların sizi çok sinirlendirdiğini düşünün, bir şey söylemek istediğniz halde sesinizin çıkmadığını düşünün… Ve bunları yaşarken yaşınızın da oldukça küçük olduğunu düşünün… Hepsinin nihayetinde bir başkasının yardımına ihtiyaç duyarsınız…

“Özel doğmak, özel gereksinimleri olan bir kişi olarak dünyaya gelmek kimsenin kendi tercihi değildir…”

Kişiler ellerinde olmayan gelişimsel engelleri sebebiyle kendi yaşıtlarıyla aynı bedensel ve fiziksel düzeyde büyüme ve gelişme gösteremeyebilirler, arada oluşan bu fark aileler ve çocuklar için zaman zaman normalden daha zor ve yorucu hale gelebilmektedir. Gerek çevresel şartlar gerekse maddi ve manevi destek görme ve benzer daha nice sebep, herhangi bir geriliğe sahip olan kişilerin hayatlarını büyük ölçüde etkilemektedir.

Biz Özel Ege Çocuk Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak özel gereksinimi olan bireylere ‘birebir’derslerle gereksinimlerini bağımsızca gerçekleştirebilmeyi öğretmeyi; akademik, bedensel, sosyal ve toplumsal alanlarda doğru olan becerileri kazandırmayı amaçlıyoruz. Gelişimsel gerilikler karşısında ailelerin de çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği, onlara doğru olan becerileri nasıl kazandırabilecekleri ile ilgili rehberlik ve fikir almaya ihtiyaçları vardır.

“Çocuğunuz için geç kalmayarak, erken adım atıp bizlerden bilgi ve rehberlik hizmeti talep etmenizi bekliyoruz…”

“ÖZEL EGE ÇOCUK ÖZEL EĞİTİM & REHABİLİTASYON MERKEZİ”